14 Nisan 2018 Cumartesi

ABD'NİN SURİYE'YE SALDIRMASI


     
Kendi toplumları içinde zor durumda kalan ABD, Birleşik Krallık ve Fransa hükumetleri, Birleşmiş Milletler kararı olmaksızın Suriye'nin devlet denetiminde olan bölgedeki önemli yerleri bombaladılar. Böylece BM'nin, büyük kapitalist güçler karşısında etkili olmadığı bir kez daha ortaya çıktı. Büyük güçlerin Suriye'ye saldırmasının nedeni neydi? Kanıtlanmayan bir haber: Doğu Guta'da kimyasal gaz kullanılmış. Bu tür haberlerin asılsız olduğu daha önce anlaşılmıştı. Ayrıca ABD Başkanı, Suriye'de kalmalarının nedeni olarak İslam Devleti'ni (İD, İŞİD, DAEŞ, DAİŞ, vb) gösteriyordu. Suriye Devleti de İD'e karşı savaşmıyor mu? Savaşıyor. Guta'da kimler egemendi? Cihatçı terör örgütleri. Politika, özellikle uluslar arası politika yalanlar üstüne kurulu.
     Askeri uzmanların açıklamasına göre, kimyasal gazlar ancak havadan uçak, helikopter, füze gibi araçlarla atılabilir. O zaman en az 500-1000 kişinin etkilenmesi gerekir. Beyaz Bereliler'e dayanılarak söylenene göre Duma'da 80 kişi etkilenmiş (sansasyon için çocuklar ön plana çıkarılmış). Burada bir mizansen olduğu ortaya çıkıyor, gaz kullanılmışsa bile bunu Suriye'nin yapmadığı anlaşılıyor.
    Büyük kapitalist devletlerin, küçük devletlerle, politik örgütlerle ve silahlı örgütlerle (cihatçı ve cihatçı olmayan) keyiflerince oynadıkları açık. Bunların haksız saldırısı karşısında Suriye Devleti bir şey yapamadığı gibi, Rusya ve Çin de seyirci kaldı (belki müdahaleyi sınırlamayı başardılar). PYD/YPG'nin durumu da acıklıdır. İD'e karşı savaşta YPG'yi kullanan ABD, Türkiye'nin Afrin hareketi sırasında PYD'nin yanında yer almadı. Benzer biçimde Rusya da YPG'yi yalnız bırakmayı seçti. Yarın ABD Suriye'den çekilirse, PYD/YPG Rojava'da da yalnız kalacak gibi görünüyor.
    ABD-Birleşik Krallık-Fransa saldırısına karşı, Aydınlık Gazetesi ve Vatan Partisi doğru bir tutum takındı. Her zaman iktidarın yanında yer alan Perinçekçiler, AKP'nin desteklemesine rağmen, harekete karşı çıktı ve "emperyalist saldırı" olarak nitelediler. AKP yandaşları içinde de karşı çıkanlar var (ne zamana kadar bilinmez), Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül bunlardan biri. Cumhuriyet yazarı Orhan Bursalı, bu üç devletin Rusya karşıtlığına dikkati çekiyor: "Pardon, Rusya imparatorluğu [SSCB] çökmeden önce, Batı - Rusya çatışmasının kılıfı 'hür dünya komünizme karşı' idi. Türkiye 60 yıl bunun aleti olarak kullanıldı. Rusya çöktü, durumda bir değişiklik yok. Kapitalist Rusya yine düşman! Demek mesele ülkeleri, bölgeleri, tüm piyasaları emperyalist sömürü mengenesi içinde tutmakmış!" Esad düşmanlığının, büyük kapitalist devletleri destekler duruma düşmesi bir paradokstur.
     Yalana dayalı "özgürlük getirmek", Irak'ta kaos yarattı. Aynı hareketin Suriye'yi de kaosa sokacağı açıktır. Tüm dış güçlerin elini Suriye'den çekmesi, cihatçı örgütlerin kovulması ile Suriye halkının Suriye'nin geleceğini belirlemesi en iyi yol olarak görünüyor.