- İnsanlar bir yandan kendi tarihlerini yapar, öbür yandan o tarihin etkisi altında biçimlenir. İnsan hem özgürdür hem de zorunluluklara bağlıdır. Gelecek bir yanıyla olasılıklara açıktır, öbür yanıyla belirlenmiştir.
- Kapitalist devlet pek çok değişik düzeyin karmaşık toplumsal ilişkisidir: a) Politik süreçler ve kurumlar olarak devlet, b) Egemen sınıf olarak devlet, c) Politik-ekonomik işlevlerin nesnel yapısı olarak devlet, ç) Sınıf savaşımı alanı olarak devlet, d)...
- Bu düzeyler, devleti bir bütün olarak göreceğimiz bir bakış açısı sunar.
- Tek düzeyden bakıldığında, devlet tek yönlü ama kısmi olmayan bir ilişki gibi gözükür. Çünkü değişik parçaların hepsi yansıtılmıştır [görülür], ama her düzeyde ilişki tek yönlüymüş gibi görülür.
- Tek yönlü ilişkilere örnek: Kapitalist sınıfın aracı olarak devlet (Lenin), kapitalizmin ekonomik işlevleriyle iç içe geçmiş politik işlevlerin nesnel yapısı olarak devlet (Poulantzas), yabancılaşmış toplumsal ilişikilerden türeyen aldatıcı bir topluluk olarak devlet (Ollman), hegemonik politik ideoloji olarak devlet, ...
- Bu ilişkiler (ve yorumlar), devlet kurumlarının, belirli zaman ve yerde, kapitalist sınıfın bir bölüğünün ya da bölükler koalisyonunun eline geçebileceği olasılığını yadsımaz. Politika biliminin önemli bir bölümünü sınıf içi çatışma oluşturur. Devlet eşzamanda hem kapitalist sınıfı ya da bazı bölüklerini, hem işçi sınıfını, hem önceki egemen sınıfı, hem de öteki ezilen sınıfları temsil edebilir.
- Tek yönlü yorumların her biri bazı şeyleri çarpıttığı ve gizlediği kadar kapitalist devletin görünümüne, yapısına, işleyişine, kapitalizmin öteki alanlarıyla ilişkisine ve değişim potansiyeline ilişkin yanlarını da açığa çıkarmaktadır. Yorumların her biri politikayı, ekonomiyi ve toplumsal süreçlerle bütünleştirdiği oranda bizi, Ortodoks politikanın koyduğu kısıtlamaların ötesine taşır.
- Kimi sorunları derinlemesine incelerken tek yönlü yorumlardan birisi, ötekinden daha yararlı olabilir. Örneğin devletin statükoyu nasıl koruduğu sorusuna, devleti kapitalist sınıfın bir aracı olarak ele alan yorumla daha verimli biçimde yaklaşılabilir. Devletin kapitalizmin varoluş koşullarını nasıl yeniden ürettiği sorusuna, deleti kapitalist ekonomik süreçlerle iç içe geçmiş nesnel yapılar dizisi olarak ele alan yorum en uygunudur. Yarının kapitalizminin neleri gerektirdiği ve bu gerekliliklerin bugüne nasıl bir etki yaptığı konusu da bu arada gün yüzüne çıkar. İki ayrı yorumun süzgecinden geçirildiğinde, tek gelişmenin ikili görevi açığa çıkar: Bir yandan var olan kapitalist ilişkileri korumak, öbür yandan bu ilişkilerin almakta olduğu biçime zorunlu kısıt koymak.
- Bu tek yönlü yorumlar, değişik zamanlardaki değişik olaylara bağlı olarak çıkmıştır. Örneğin devleti bir dizi nesnel yapı olarak gören yorum, daha çok dingin dönemlerde yaygınlaşır. Devleti hegemonik politik ideoloji olarak yorumlayan Gramsci yaklaşımı politik gericiliğin baskın olduğu dönemler de yaygınlaşır. Devletin egemen sınıfın bir aracı ve sınıf savaşımının bir alanı olarak gören yorum ise hızlı toplumsal değişimin olduğu dönemlerde öne çıkar.
- Tek yönlü yorumların bazısı birbiriyle çelişiyormuş gibi gözükebilir. Örneğin kapitalistlerin devleti doğrudan denetlediği ve bilinçli olarak kendi çıkarları doğrultusunda kullandığı yorumu ile devleti ekonomik süreçlere sıkıca bağlı nesnel yapılar dizisi olarak kavrayan (devleti denetleyenlerin etkinliklerinin denetimleri dışındaki güçlerce belirlendiği) yorum çelişiyormuş gibi görülebilir.
- Görünüşte birbiriyle çelişen bu devlet görüşleri eşit önemde olmasalar da, devlet ilişkisi içinde değişik eğilimleri yansıtma açısından eşit oranda doğrudur. Diyalektik gerçeklik, bir yapbozun bölümleri gibi uyumlu bir bütünlük göstermeyebilir. Bir konuyu değişik yönlerden ve değişik bakış açısıyla incelemenin sonucunda, çok sayıda tek yanlı ve görünüşte çelişen vargılar bir arada olabilir. Örneğin Marx kapitalisti hem "kapitalin vücuda gelmiş biçimi", hem de "kapitali denetim altında tutan güç (kişi)" olarak görürür.
- Marx'ın değişik devlet yorumlarından bakıldığında bir politik gelişmeden değişik anlamlar çıkararak çelişkili yorumlara varılabilir. Örneğin "devleti sınıf savaşımının bir alanı" olarak görenler, işçilerin yararına olan bir reformu, kapitalistlerin iktidarını sınırlayan bir başarı olarak yorumlar. Oysa "devleti kapitalist sınıfın bir aracı" olarak görenler, aynı reformu, işçileri denetleme ve yatıştırma amacındaki kapitalistlerin başarısı olarak yorumlar.
- Bu birbiriyle çelişen yorumlar, geleceğin nasıl kurulacağına ilişkin olasılıkların çeşitliliğine yol açar. Örneğin işçi sınıfının yararına olan reform, işçilerin elini güçlendirebileceği gibi çeşitli yollarla güçsüzleştirebilir de. Günümüzdeki politik gelişmeleri, devletin değişik yorumları içinden inceleyerek değişimin potansiyelini ve yönelebileceği değişik kanalları kavrayabiliriz. Böylelikle, yaşadığımız anın bir parçası olan bu değişimi etkileme şansımızı en üst düzeye çıkarabiliriz.
- Değişik devlet yorumları varken ve devletin özerkliği üzerine bir sürü tartışma yaparken tek bir tartışma varmış gibi düşünmek kafa karışıklığı yaratmaktadır.
- Devletin değişik yönlerine odaklanmaktan kaynaklanan değişik devlet görüşleri arasında ilişki kurmak için gerekli örnek, Ekonomi Politiğin Eleştirisine Giriş’te üretim, dağıtım, mübadele ve tüketim arasındaki karmaşık özdeşlikler dizisinde bulunabilir.
- Devleti egemen sınıfın bir aracı olarak görenler gözlerini politikaya diker. Devleti kapitalist ekonomik süreçlere sıkı bağlı nesnel yapı olarak görenler sorunun toplum genelini ilgilendiren boyutlarını gündeme alma eğilimindedir. Devleti aldatıcı bir topluluk ve hegemonik politik ideoloji olarak görenler, bu derin kavrayışla kapitalizme karşı örgütlenmenin önündeki sorunları daha iyi saptar. Devleti sınıf savaşımı alanı olarak görenler Marx’ın kuramını yalnızca dünyayı anlamanın değil eşzamanda onu değiştirmenin poltik yolu durumuna getirir.
- Geleneksel Politika Bilimi, politika üzerine çalışmaları dar bir odağa hapseder ve tarih dışı bakış açısıyla yaşamımızın politikayla ilgili bölümünde özgürlük ve zorunluluklarımız konusunu çarpıtır. Devletin kapitalist sınıfın aracı olma yönünü sorgulamadığından yurttaşların devleti kendi amaçları yönünde kullanma özgürlüğünü abartır. Devletin ekonomik süreçlere olan sıkı bağlılığını sorgulamadığından iktidardaki partinin yönelimleri üzerindeki nesnel kısıtlamaları önemsemez.
Bu nesnel kısıtlamaları sorgulayan Marx’ın yaklaşımının kişilere atfettiği eylem özgürlüğü, politika biliminin kişilerin her durumda sahip olduğunu sandığı özgürlüklerden daha büyüktür. Devleti sınıf savaşımı alanı olarak görmek, kişilere kendi yaşamlarını belirlemede, kişi özgürlüğünü yüceltip sınıf savaşımını yadsıyan politika biliminin öngördüğünden daha çok özgürlük atfetmek demektir. - Devlet yorumları arasında devrimci istencin gelişimine en çok katkı yapanlar devleti kapitalist sınıfın bir aracı ve sınıf savaşımının alanı olarak gören yaklaşımlardır. Kişilerin, karşıtı olduğu sistemin ezme işlevlerini illa ki somut insan biçiminde görmesi savaşım için güç kazanmak ve güdüleyici bir etken olan ussal düşmanlığı en yüksek düzeye taşımada çok önemlidir. Çözümlemenin yapısal boyutu göz ardı edildiğinde devrimci politika yozlaşır ve yalnızca kötü politikacıları yerlerinden etmeye yönelik reformizme saplanır. Çözümlemede sınıf boyutu olmadığında devrimci politika coşkudan yoksun kalarak skolastisizm batağına saplanır.
- Marx’ın kuramı, devleti değişik yönleriyle ve değişik bakış açılarıyla inceleyerek insanlığın politika yoluyla bir yandan tarih yaptığını öte yandan o tarih tarafından biçimlendirildiğini, bir yandan özgür olduğunu öbür yandan zorunluklara bağlı olduğunu, geleceğin bir yandan olasılıklara açık olduğunu öbür yandan belirlenmiş olduğunu gösterir.
Kaynak:
Diyalektik
Soruşturmalar,
Bertell Ollman, Yordam Kitap, 2008 içinde «Diyalektiğin Anlamı:
Kapitalist Devlet Üzerine Tezler (1992)», sayfa 30.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.