HEGEL'İN KAYIP MANTIĞI

“Mantık en zor bilimdir, sezgiler ve geometri gibi soyut duyusal temsillerle değil, arı soyutlamalarla işler. Mantık, arı düşüncelere dalabilme ve onları kavrayıp onlarla devinebilme gücü ve becerikliliğini gerektirir. Mantık en kolay bilimdir, içeriği kendi öz düşüncemiz ve bunun gündelik belirlenimleridir: varlık, yokluk, belirlilik, büyüklük, bir, çok, kendindelik, kendisi-içinlik, bg. Ancak bu tanışıklık, mantık çalışmasının zorluğunu artırır. Çünkü, tanıdık şeyler çok çaba gerektirmez görünür, ama yapılması gereken, onlarla alışılmıştan bütünüyle değişik, dahası karşıt yoldan tanışmaktır.” (Hegel, Mantık Bilimi Ansiklopedisi, s. 17)
“Mantık, dilin doğal bir öğesidir, aslında onun özgün özyapısıdır.” “Çağımızda diyalektiği yeniden anımsatan, ona bir kez daha değer ve saygınlık kazandıran öncelikle Kant olmuştur ve bunu usun antinomilerinin geliştirilmesi yoluyla yapmıştır.” “Ne kadar kavram varsa o kadar antinomi vardır.” (Hegel)
Diyalektik mantığı öğrenmenin zorluğu, yanlış öğrenilmiş bir şarkının doğrusunu öğrenmeye benzer. Kendinizi eleştirmeden mantığı eleştiremezsiniz. Ama başkasını eleştirirken kendimizi dokunulmaz kılarız. Diyalektik mantık, kendini eleştirerek işleyebilen bir mantıktır; görünmeyeni görmek için kendini eleştirmek, her mutlak doğruyu olumsuzlamak zorundadır. Devinimdeki görünmeyen durmadır. Durmadaki görünmeyen devinmedir. Diyalektiği anlamayı engelleyen en kötü alışkanlık, fotoğraflarla, imgelerle, temsillerle düşünmektir: fotoğraftaki bebek büyümez. İmge ve temsillerin ana özelliği yalıtık ve kendini ötekine geçirecek olumsuzlamadan yoksun olmalarıdır: gündelik yaşamda uzam ve zamanı birbirinden ayrı ele alırız.
Biçimsel mantık ile diyalektik mantık arasındaki ayrılık, minyatür ile perspektifli resim arasındaki ayrılığa benzer. Biçimsel mantık Öklidci geometridir, diyalektik mantık Öklidci olmayan geometridir.
Kant yalnızca 4 antinomi ortaya koymuştur. Hegel'e göre ise antinomiler (yasaya aykırılıklar, paradokslar) her imgede, kavramda, görüşte bulunur. Dünyayı devindiren çelişkililiğidir ve bu kendini kutuplu kavramlarla belli eder: dost/düşman, yerli/yabancı.
Kant felsefesinin ayırıcı kavramı kendinde şey, Hegel felsefesinin ise kendinde ve kendisi için şeydir. Kendinde şey, saklı demektir, soyut dört boyutluluktur. Üç boyutluluktan dört boyutluluğa ve dört boyutluluktan üç boyutluluğa geçiş, yani kavramın devinimi Hegel'e özgüdür.
Diyalektiğin konusu yaşam döngüsüdür. Kendisini yeniden üreterek kendisine bağlanan her şey çember biçimiyle temsil edilebilir. Ancak bu düz çember değildir, kendini kendisiyle dolayımlayan kendisini eleştiren, kendini kendisinden geliştiren Möbius çemberidir (bir kâğıt şeridin bir ucunun 180° döndürülerek öteki uçla birleştirilmesiyle oluşan biçim, birliğin biçimi Klein şişesi diye de bilinir).
Hegel, kuramını Heraklitos'a mal etmiştir ya da Heraklitos'un her önermesini mantığına almıştır. Spinozacılığın mantık yanlışı, geometriyi yol olarak benimsemesidir. Geometriyi yol olarak benimseyen felsefe, felsefe olmaktan çıkar, çünkü felsefe artık geometriyle koşullanmıştır, ona bağımlıdır.
Başlangıç dört boyutlu tekyüzlüdür. İki doğrultulu tekyüz, üçboyutta tekyüz olarak ama halkanın iki yüzünü oluşturan iki tekyüz çemberi olarak iner. Sonra iki yüz geri bağlanarak sonsuz çemberi oluşturur. Hegel'in mantığı başından sonuna böyle ilerler. Bu örnek Hegel'i anlamayı kolaylaştıracaktır.
Varlığı, onu tam dışlayan yokluğun karşı yakasına yerleştiren biçimsel mantıktır. Nitelik niceliğin başlangıcıdır; nitelik ayrıklık ve gidimlilikle, nicelik ise bağlanma ve kalımlılıkla belirlenir.
Biçimsel mantık, cansızın (devinimsiz olanın) mantığıdır. Sayısal (dijital) mantık (0 ve 1 mantığı) demode oldu, L. Zadeh'in puslu mantığı (fuzzy logic) modalaştı. Puslu mantık, mühendisliğin en gelişmiş önerisidir, ama sonuçta bir robot mantığıdır. Biçimsel mantık, teknik ve politik gerekseme doğrultusunda doğmuş ve evirilmiştir. Teknik mantıkla biçimlendirilmiş zihin; toplum mühendisi olmaktan, yığınları istatistik veriye indirgemekten, canlıları öğeler olarak görmek ve dış amaçlar doğrultusunda güdülecek nesneler olarak tasarlamaktan kendisini kurtaramaz. Teknik mantık, özyapısı gereği başkasını dışsallaştırdığından ve her ayrılığı güç kullanarak çözebileceğine inandığından, Makyavelist ve emperyalist projelerle uyumludur. Ancak kişisel ya da içten ilişkilerimizle uyumsuzdur.
Biçimsel mantık, insanın kendi kendisini makineleştirmesidir, ama bu makineye öykünme başarılı olmaz. Günlük yaşantımızda ayırdına varmadan dört boyutlu düşünürüz; bunu sezgi, empati, sağduyu, bg. türlü terimlerle dile getiririz. Bu bakımdan diyalektik mantık, zaten yapadurduğumuzun bilincine varılmasıdır.
Günümüzün birey tipi, yalnızca Ben diyen insandır. Diyalektik mantık, biz ya da siz mantığı değil, siz|biz ve biz|siz mantığıdır.
---
Hegel'in Kayıp Mantığı, Mustafa Cemal, Belge Yayınları, 2011, 363 sayfa.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.