9 Şubat 2012 Perşembe

Geleceğin toplumu, Marksistlerin yanılgıları


Bütün toplumların temel çelişkisi, üretici güçlerle üretim ilişkileri arasındaki çelişkidir. Bu çelişki, sınıflı toplumlarda, egemen sınıf - sömürülen sınıf çelişkisi biçiminde görülür. Bu temel çelişki nedeniyle toplumlar biçim değiştirir. Örneğin sınıfsız ilkel komünal toplumdan, sınıflı köleci topluma ve feodal topluma; feodal toplumdan, kapitalist topluma geçildi.
Marx, bu bilginin ışığında, kapitalizmden sonra gelecek toplumun yeni bir sınıfsız toplum olacağı görüşünü ileri sürdü. Tarihsel gelişime göre komünizmin oluşması gerekiyordu. Sınıflı kapitalist toplumdan sınıfsız topluma geçişi sağlayacak güç olarak da, Marx, işçi sınıfını gördü. İşçi sınıfı, iktidarı ele geçirerek üretim biçiminin (toplum biçiminin) değişmesini sağlayacaktı.
İşçi sınıfının öncülüğü
Spartaküs, kölelerin, toplum biçimini değiştireceğine inanıyordu. Ancak, köle sahipleriyle köleler arasındaki çelişki, kölelerin yeni bir toplum kurmasıyla sonuçlanmadı. Bütün köleci toplumlar, üretici güçler-üretim ilişkileri çelişkisinin uzlaşmazlığa ulaştığı aşamada, çevrelerindeki askeri-ilkel komünal toplumların saldırılarıyla yok oldu. Bu askeri-ilkel komünal toplumlar, egemen oldukları geniş köleci ülkelerde feodal toplumu oluşturdular.
Thomas Münzer, serflerin (köylülerin) toplumu değiştirecek temel güç olduğuna inanıyordu. Ancak, feodal soylularla serfler arasındaki çelişki de, serflerin yeni bir toplum kurmasıyla sonuçlanmadı. Feodal toplum içinden çıkan yeni sömürgen sınıf (işveren sınıfı) kapitalist toplumun kurucusu oldu.
Kapitalist toplumda, işverenlerle işçiler arasındaki çelişki, işçilerin yeni toplumu kurmasıyla sonuçlanabilir mi? Marx, döneminin koşullarında bu soruya olumlu yanıt verdi. Yaşadığı 19. yüzyılda işçi sınıfı önemli, korkutucu bir güçtü gerçekten. Toplumu değiştirecek başkaca bir güç görünmüyordu. Bugün de toplumu değiştirecek başkaca bir güç görünmüyor. Ancak işçi sınıfı, gücünü gittikçe yitiriyor, bugün 19. yy.daki gücünün yarısına bile sahip değil. Peki, önceki iki sınıflı toplumda sömürülen-yönetilen sınıf üretim biçimini değiştirmeyi başaramazken, kapitalist toplumda sömürülen-yönetilen sınıf üretim biçimini değiştirmeyi nasıl başaracak? Ne zaman güç kazanmaya başlayıp toplumu değiştirecek duruma gelecek? Gelecekteki sınıfsız toplumun bugünkü yandaşları, bu konuyu tartışaduruyor ve daha yanıt bulamadılar: işçi sınıfı mı, başka bir ya da birkaç sınıf ve katman mı, yoksa işçi sınıfının da içinde olduğu geniş bir sınıflar cephesi mi?
Kapitalizmin son aşaması
Marx ile pek çok Marksist (Lenin, Stalin, Mao, Che, Çayan, bg.), kapitalizmin son aşamaya ulaştığını ileri sürdüler. Yani, üretim ilişkileri, üretici güçlerin gelişmesini engelliyordu; ikisi arasındaki çelişki uzlaşmazlık kertesinde sertleşmişti. Kapitalist toplumun yıkılması, sosyalist toplumun kurulması zamanı gelmişti. Marx, 1848 yılında ileri sürdüğü bu görüşün yanlışlığını sonra anlayarak özeleştiri yaptı. Ancak Lenin’in “Emperyalizm: Kapitalizmin Son Aşaması” kitabından sonra Marksistler bu savı bir daha bırakmamak üzere savunmaya başladılar ve stratejilerinin temeli yaptılar. Bu sava dayanarak pek çok ülkede sosyalist yönetimler oluşturuldu, toplum değiştirilmeye girişildi. Ancak, bütün çabalar boşa gitti, sosyalist yönetimler yıkıldı. Buna karşılık kapitalizm gittikçe güçlendi, üretici güçleri geliştirmeyi sürdürüyor. Yani, kapitalizmin son aşamasına gelinmedi henüz.
İktidarın etkisi
Marx, sosyalist toplumda işçi sınıfının elindeki devletin gittikçe söneceğini, bu sırada işçi sınıfı ile birlikte bütün sınıfların ortadan kalkacağını, bundan sonra gerçek sınıfsız topluma (komünizme) ulaşılacağını ileri sürmüştü. 1917’den 1990’a değin yaşanan süreç bunun tersini gösterdi. İktidarı (devleti) ele geçiren güç bir daha onu bırakmıyordu, dahası büyütüyor ve güçlendiriyordu. İktidarın, hemen yok edilmesi mi gerekiyordu acaba?
Sonuç
Marx’ın kuramında önemli bir yeri olan işçi sınıfının kurtarıcılığı savı, bugün çok inandırıcı görünmüyor. İktidarı ele geçirerek kapitalist toplum biçimini yok etme yolu ters tepti. Marksistlerin 100 yıldır ileri sürdüğü “kapitalizmin son aşamasına gelindiği” savı da tutmadı. Marksistlerin başta gelen tarihsel üç yanılgısıdır bunlar. Bu üç konuda, Marksistlerin özeleştiri yapması gereklidir. Marksizm, diyalektik, gelişime açık, dogmatik olmayan bir kuramdır. Marx’ın hâlâ en büyük düşünür olmasının nedeni budur.
Bu yanlış görüşleri uzun süre ben de savundum. Ben özeleştirimi yapıyorum. Marksistler; sınıfsız, sömürüsüz, herkesin refah içinde yaşadığı, devletin olmadığı, dolayısıyla bireylerin gerçekten özgür olduğu bir topluma nasıl ulaşılacağını, önyargılarını bir yana atarak yeniden düşünmelidir. Bu bağlamda; hangi sınıf ve katmanların değiştirici temel güç olacağı, iktidarın yozlaştırıcı etkisinin nasıl yok edileceği araştırılmalıdır. Sonra da, kapitalizmin gerçekten son aşamaya gelmesi beklenmelidir. Marx’ın öngördüğü gibi, geleceğin toplumu, tek tek ülkelerde değil, bütün dünyada aynı zamanda (bir günde değil ama kısa sayılabilecek bir sürede) kurulacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.