TBMM’nin anayasa yapıp yapamayacağı tartışılmıyor gibi görünüyor. Görünüşte
herkes ya da çoğunluk, “Bu Meclis anayasa yapabilir” diyor. Ancak arka planda çatışma var, çünkü bütün partiler birbirinden korkuyor. Uzlaşma Komisyonu, bir türlü
uzlaşıp bir sonuca varamadı. Partiler korkularını doğrudan dile getireceklerine, dolaylı yoldan engeller çıkarıyor.
Yasal olarak bu TBMM’nin anaysa yapmasına hiçbir engel yok. Evet, bir anayasa hazırlayıp halk
oylamasına sunabilir. Ama bu özlenen anayasa, Türkiye’yi 12 Eylül ortamından çıkaracak, her bakımdan ileriye götürebilecek anayasa olabilir mi? İşte bu kuşkulu, dahası olanaksız görünüyor.
Bunun birçok nedeni var:
1) TBMM üyeleri, genel başkanların askerleri olacak adaylar arasından seçildi. Görevleri, Meclisin anayasa hazırlama dışındaki çalışmalarında,
iktidar partisinden ise hükümete, muhalefet partisinden ise genel başkana koşulsuz destek vermektir. İçlerinde anayasa ve hukuk konusunda bilgili kişiler olsa bile, anayasa hazırlama sırasında farklı
davranışta bulunmayacaklardır.
2) TBMM’nin normalde yapması gereken birçok görevi var. Bunların arasında, görevlerinin bütününe eşdeğer bir görevi hakkıyla yerine
getirmesi beklenemez, çünkü anayasa hazırlığı çok zaman alıcıdır, çok emek ister.
3) Aşırı kutuplaşma yıllardır sürmektedir. Muhalefet bundan vaz geçmemektedir, ama iktidarın da kutuplaşmayı giderme girişimi olmamaktadır. Türkiye’nin
önemli bir sorunu olan Kürt-PKK sorununun bir yanı olan BDP ile AKP uzlaşmazlık içindedir. Erdoğan, Baykal’dan daha ılımlı olan Kılıçdaroğlu’nu uzlaşmazlığa itmek için elinden
geleni yapıyor. Bu kutuplaşmadan uzlaşma ve toplumun isteğini yansıtacak bir anayasa çıkmaz.
Herhangi bir anayasa değil de geleceğe hizmet edecek iyi bir anayasa yapmak isteniyorsa, bir Anayasa Hazırlama
Meclisi (AHM) oluşturulmalıdır. AHM’de TBMM’den kimse olmamalıdır, yine partilerin gireceği seçimle ya da partilerin kendi içlerinde yapacağı seçimle üyeleri belirlenebilir (örneğin
150 kişi). AHM’ye ayrıca üniversitelerden, kitle örgütlerinden temsilciler alınabilir. AHM’ye girecek parti temsilcilerini büyük olasılıkla genel başkanlar belirleyecektir. Ancak bu üyelerin
özellikleri, TBMM üyelerinin özelliklerinden farklı olacaktır.
Yeni Anayasa Nasıl Olmalı?
Anayasanın nasıl olması gerektiğine gelince, geçmişten dersler almak gerekir, ama geçmişe
tepki göstererek anayasa hazırlanmaz. Tepki anayasalarının yaşam süresi kısa olur.
Geçmişten alınacak bir öğrenek şudur: Demokrasi bir gün herkese yarar. Bir zamanlar
iktidar partisi demokrasi yokluğundan yakınıyordu, şimdi muhalefet partileri yakınıyor. Kuşkusuz herkes “kendine demokrat”, ama herkes için demokrasi herkese yarar, iktidara da muhalefete de.
Geçmişten alınacak ikinci öğrenek şudur: Özgür ortam da herkes görüşlerini
açıklayabilir, tartışabilir, birbirini ikna edebilir. Özgür ortamda demokrasi ve hukuk dışı yollara başvurmayı kimse düşünmez. Özgürlükler, eşit olarak herkese tanınırsa,
herkes özgür olacaktır. Herkesin özgür olduğu ortamda kimseye zarar gelmez. Özgürlükleri kısıtlamaya başladığınız zaman, kısıtlamanın sonu gelmez ve kısıtlamadan herkes zarar
görür.
Üçüncüsü, anayasanın dili herkesin kendine göre yorumlayacağı biçimde
olmamalıdır. Maddeler, cümleler kısa ve açık (tek anlamlı) olmalıdır.
Dördüncüsü, anayasa toplum yaşamıyla ilgili her konuyu düzenlemeye kalkmamalıdır.
12 Eylül anayasası, her konuya ayrıntılı girdiği için sık sık değiştirildi. Anayasa uluslararası hukuk kurallarıyla temel ilkeleri belirlemeli; ayrıntıları, dahası birçok konuyu yaslara bırakmalıdır.
Koşullar değiştiğinde TBMM yasaları değiştirebilir, her konuda anayasayı değiştirmeye gerek kalmaz.
Gerek kalkınma ve ekonomi, gerek toplumsal ve kültürel yaşam konusunda değişik görüş
ve yöntemler vardır: muhafazakâr, liberal, sosyal-demokrat, karma, bg. Anayasada her konuda kesin kurallar konulması, iktidara gelecek partilerin propagandasını yaparak halktan yetki aldıkları programlarını
uygulamalarının önünde engel oluşturacaktır. O zaman da anayasayı değiştirme gündeme gelecektir. Oysa belli bir görüş doğrultusunda (Kemalist, konservatif, bg) keskin kurallar konmazsa, değişen
koşullara göre değişik bir partinin iktidara gelerek değişik yöntem uygulayabilmesinin önü açılır.
Dördüncüyle bağlantılı olarak, anayasanın çok uzun olmaması beklenir. Her yurttaş
anayasayı kolayca, çabukça okuyabilmeli, anımsayabilmelidir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.